
Kimse bilmezdi onun gerçekte kim olduğunu. En çokta bu acıtırdı onu bilirdim, gelemezdi haksızlığa. Bundan kaybettik biz. Kimse bilmezdi benim hatalarımı, kendimle öyle boğuşurdum ki ben bile görmezdim çoğu zaman. Her şey onun suçuydu derdim, -o- suçlu. Değildi, hiç değildi. Ben bencildim. İçine dokundum ben onun, kokusunu içime çektim, kim daha iyi tanırdı ki benden? Uzaklaştırdım onu kendimden, hep uzaklaştırdım. O öyle bir adamdı ki, içinde koca bir dünya; öyle bir dünya ki kavgaları bile huzur verir. Keşke diyorum şimdi, keşke bu kadar çok ”keşke” biriktirmeseydim bizden geriye. Şimdi yüz yüze geldiğimizde en azından bir ”merhaba” diyebilseydik. Bunu haketmiştik oysa ki. O dünyada yalnızca ben olduğum zamanları, insanların bizi konuştuğu, seni bana beni sana anlattiklari, herkesin ”çok kıskanıyorum sizi” dediği zamanları özledim ben. Bizi özledim. Ne zaman bir başkasını almaya kalksam içime, anlıyorum artık, olmuyor. Bir gün diyorum hiç beklemediğimiz bir zamanda hani filmlerde olur ya, bir kafe’de karşılaşalım,gözümün içine bak ve yalnızca sarıl. Kocaman sarıl.